Arabalar, Saksı Çiçeği, Siyaset ve Basın Özgürlüğü

deadflowers

Bazı siyasetçiler neden basın özgürlüğünden hoşlanmaz? Seçimlerde kötünün iyisine oy verip ehven-i şere talim etmek insanlığın kaderi midir? Takdir edersiniz ki zor sorular sordum. Cevaplamak için George Akerlof diye Nobel ödüllü bir iktisatçıdan yardım alacağım.

“Limon” Arabalar ve Asimetrik Malumat

Akerlof, “Market for Lemons* başlıklı makalesinde hepimizin hemen her gün karşılaştığı bir sorundan bahsediyor. Örnek olarak, ikinci el araba piyasasını düşünün. Bu piyasada araç sahiplerinin arabaları hakkında alıcılardan daha fazla malumata sahip olduğunu yani bir malumat asimetrisi olduğunu söyleyebiliriz. Araba kaza yapmış mı? Boya var mı? Yağmur yağınca su alıyor mu? Vb. Arabayı alacak kişi hemen hemen hiçbir zaman satıcının bu sorulara verdiği yanıtların doğruluğundan emin olamaz. Akerlof diyor ki, böyle bir malumat asimetrisi olduğunda alıcılar ikinci el piyasadaki arabalara ortalama bir fiyat ödemek isterler. Örneğin, ederi 10 bin TL olan 2001 model çürük bir Megane Coupe ile ederi 20 bin TL olan bakımlı (emsalsiz!) Megane Coupe arasındaki farkı gerçekten bilemeyecekleri için 2001 Megane Coupe’lara 15 bin TL civarında bir fiyat biçerler. Hal böyle olunca, arabasına çok iyi bakmış olanlar arabalarını ederinden ucuza satmak istemedikleri için ikinci el piyasasına gelmez, arabalarını eş dost aracılığı ile satmaya çalışırlar. Böylece ikinci el piyasadaki arabaların ortalama kalitesi düşer ve bunun böyle olacağını akıl eden alıcılar da 2001 Megane Coupe’lara 15 bin TL’nin de çok olduğunu düşünürler; misal, 13 bin TL’den fazla ödemek istemezler. Dolayısıyla, ederi 13 bin TL üstünde olan Megane Coupe sahipleri de piyasadan çekilir. Bu sürecin sonucunda, ikinci el araba piyasasında sadece Akerlof’un “limonlar” (‘lemons’) dediği, bekleneni vermeyen, kalitesi düşük, kusurlu veya çürük arabalar kalır.

Akerlof’un makalesi bu aşırı basitleştirilmiş haliyle bile bize ikinci el piyasada bakımlı ve sorunsuz araba bulmanın neden zor olduğunu açıklıyor. Neyse ki, bu sorunu çözmenin yolları var. Mesela, sattıkları arabalara 6 ay garanti veren oto galericilerin ortaya çıkmasını veya kurumsal şirketlerin ikinci el araç da satmaya başlamasını düşünün. Bunlar hep asimetrik malumat sorununu azaltmak için ortaya çıkmış çözümler olarak düşünülebilir. Bu tür çözümlerin özünde, malumat asimetrisini azaltmak ve alıcının satıcının sözüne daha fazla güvenmesini sağlayacak bir garanti sistemi oluşturmak var. Malumat asimetrisi ile baş etmenin bir başka yolu da bir otoritenin, mesela kamu kuruluşlarının, satıcıları denetlemesi ve eksik veya yanlış bilgi verenleri cezalandırması olabilir.

“Limon” Siyasetçiler

Satın aldığınız ikinci el arabanın iki ay sonra teklemesi, satın aldığınız saksı çiçeğinin eve geldiğinde çiçeklikten büsbütün istifa etmesi veyahut bin bir vaatle size pazarlanan sigorta poliçesinin hasarınızı karşılamaması, yani aldığınız şeyin beklediğiniz gibi çıkmaması, “limon” olması, hep bu hain asimetrik malumat sorununun bir sonucu. Siyasette de aynı sorun var. Bin bir vaatle bizden oy isteyen siyasetçiler, bu vaatleri gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceklerini bizden daha iyi biliyorlar. İnanıp oy verdiğimiz siyasetçinin “limon” çıkması, yani vaatlerini yerine getirmemesi, çok olağan bir durum. Bütün dünyada bazı siyasetçiler veyahut partiler “limon” çıkabiliyor, hatta daha da fenası yolsuzluk falan bile yapabiliyorlar.

İkinci el araba piyasalarında olduğu gibi siyasetçileri dürüst tutmanın, vaatlerine sadık kalmalarını sağlamanın, yolsuzluk yapmalarını engellemenin yolları var. Bu yollardan biri malumat asimetrisini azaltmak, seçmenlerin siyasetçiler hakkında her türlü bilgiye ulaşmasını kolaylaştırmak. “Limon” siyasetçileri kontrol etmenin ikinci yolu ise, siyasetçileri denetleyen, yolsuzluk yapanları ortaya çıkaran ve cezalandıran bir mekanizma tasarlamak. Özünde her iki çözüm yöntemi de malumat asimetrisinin azaltılmasını gerektiriyor. Malumat asimetrisi azalınca, hem seçmenler hem de siyasetçileri denetleyenler, siyasetçilerin ne yapıp ne ettiğini daha iyi bileceği için siyasetçiler de ayaklarını biraz daha denk almak zorunda kalıyorlar. Çünkü almadıkları durumda ya seçmen bunları sandıkta cezalandırıyor ya da yargı. Çoktan anladığınız gibi, bunların olabilmesi için basın özgürlüğüne ve bağımsız bir yargı sistemine ihtiyaç var.

Tabii “limon” siyasetçiler, tıpkı “limon” araçların sahipleri gibi, malumat asimetrisinin azalmasından hiç hoşlanmazlar. Bu sebeple, “limon” siyasetçiler bir kez oy alıp iktidara geldiklerinde, malumat asimetrisini arttıracak ve kendileri üzerindeki denetimi azaltacak şeyler yapmaya meyilli olurlar. Bunu yapmanın en iyi yolu da basın özgürlüğünü ve yargı bağımsızlığını kısıtlamaktır. Yolsuzluğun algısı endekslerinde kötü durumda olan ülkelerde genellikle basın özgürlüğünün olmadığını, internete erişimin kısıtlandığını ve yargının pek de bağımsız olmadığını görmemiz bu sebeple tesadüf olmayabilir.

Ehven-i Şer ile Yaşamak

Son olarak, tıpkı ikinci el araba piyasasında olduğu gibi, malumat asimetrisinin yüksek olduğu siyaset “piyasa”larında da çoğunlukla “limon”lar kalır. Seçmen hangi siyasetçinin iyi olduğunu bilemediğinden siyasetçilere ortalama bir değer biçer. Kaliteli siyasetçiler değerleri bilinmediği için “piyasadan” çekilir. Siyasetin ortalama kalitesi düşer. Asimetrik malumatın dehşetengiz bir sonucu olarak seçmen ya kendini kötünün iyisini seçmek zorunda hisseder, ya da siyasetten tümüyle kopar. Her seçim “ehven-i şer”in seçimi olarak algılanır. Siyaset itibarını kaybettiği gibi, muhalefetteki siyasetçiler de tıpkı iktidardakiler gibi “limon” olarak algılanır. Seçmen ile siyasetçi arasındaki malumat asimetrisi, sadece seçmene değil, siyasete de zarar verir. Özetle, malumat asimetrisi arttıkça piyasadaki “limon” sayısı artar, siyasetin limoni olduğu kanaati yaygınlaşır ve vatandaş kendini ehven-i şer ile idare etmek zorunda hisseder!

Demokrasinin dördüncü kuvveti

Akerlof’tan önemli dersler çıkardık. Artık, bazı siyasetçilerin neden özgür basını sevmediğini biliyoruz. Seçmeni ehven-i şere mahkûm eden şeylerden birinin malumat asimetrisi olduğunu öğrendik. Daha da önemlisi, artık basına neden demokrasinin dördüncü kuvveti dendiğini daha iyi kavradık: Özgür basın, malumat asimetrisini azaltıp , “limon”ları ayıklamamıza yardım ettiği için demokrasilerin olmazsa olmazıdır.

Referanlar:

[1] Akerlof, George A. 1970. “The Market for ‘Lemons’: Quality Uncertainty and the Market Mechanism ”, The Quarterly Journal of Economics, 84(3): 488-500. [PDF]

[2] Fotoğraf: a.d. miller

Reklamlar

Arabalar, Saksı Çiçeği, Siyaset ve Basın Özgürlüğü” üzerine 4 yorum

  1. İyiki bu blogu feedly’e eklemişim, asimetrik bilgi konseptinin çok güzel bir politik uyarlaması olmuş. Umarım lisans derslerinizde de okutuyorsunuzdur. Ben uluslararası ilişkiler mezunuyum ama yine de bu ve benzerlerini SBF’deyken okumuş olmayı isterdim. Bana yüksek lisansta kısmet oldu, ama herkes o kadar şanslı olmayabilir. Siz ayrılmışsınız gerçi ama umarım bizim okulda bilimi ders notundan değil kaynağından öğrenme/öğretme anlayışı yerleşiyordur.

  2. “Asimetrik bilgi”ye “malumat asimetrisi” demenizin ozel bir nedeni var midir?

    • Var. Söz konusu olan “asymmetric knowledge” (asimetrik bilgi) değil, “asymmetric information” (asimetrik enformasyon veya malumat). Genel olarak knowledge (bilgi) ≠ information (malumat veya enformasyon).

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s