İktisat ve İş kazaları

safety-at-work

İnsan hayatına parasal bir değer biçilemez, bu herkesin kabul edeceği bir şey ama tehlikeli işler diye bir kategori var. OECD 2006 sosyal göstergeler raporuna göre Türkiye işçi başına düşen ölümle sonuçlanan kaza oranında birinci sırada yer almakta.[1] Türkiye’nin ILO standardında kaza verilerini hala bildirmemiş olduğu için daha güncel bir rapor henüz ortada yok. Uluslararası karşılaştırma tam olarak mümkün değil ama bildiğimiz kadarıyla kazaların sayıları azalmıyor, Çalışma Bakanlığının 2009-20011 verileri[2] ölümcül kaza sayılarının yıllar içersinde artmış olduğunu söylüyor[3]. Üstelik bu kazalar firmaların bildirmeleri gereken dolayısıyla sadece sigortalı işçilerin geçirdikleri kazalar. ILO’nun yayınladığı iş kazası literatüründe kullanılan rakamlar da genelde sadece kayıtlı işçileri kapsıyor. Kayıt dışı işçilerin kayıtlarını bulmak çok zor fakat daha az güvenlikli işlerde çalıştıkları düşünülürse, gerçek rakamlar daha yüksek olmalı.

Çalışanlar kaza riski yüksek olan işlerde çalışmak için normal işlere göre daha fazla ücret talep ederler. Ücret dışı geliriniz yüksek ise tehlikeli işleri tercih etmezsiniz. Bazı çalışmalar iş güvenliği talebinin normal bir mal olarak düşünüldüğünü ve gelirle arttığını ortaya koyuyor (Garen, 1988). İktisat literatürüne genel olarak baktığımızda iş kazaları ve iş gücü piyasası arasındaki ilişki temel olarak getiri ve maliyet üzerinden kuruluyor. Dediğimiz gibi işçiler açısından işler daha riskli hale geldikçe karşılığında talep edilecek ücretlerin artacağı düşünülür. Tabii burada riskin işçiler tarafından gözlemlenebilir, ya da gözlemlenen haricinde işin riskine dair algılarının olması gerekir.  İşçilerin prim istemeleri hayatlarına bir değer biçtikleri anlamına gelmiyor sadece üretilen malın toplumsal maliyet anlamında önemli olmasına dayanıyor.  Üretilen malın maliyetini iş kazasından doğacak kaybın tazminini de kapsaması lazım.  Bu argüman firma tarafından bakınca daha anlamlı hale gelecek.

Firmalar açısından yatırım ve riskin tazmini arasında bir ödünleşme var olduğunu düşünebiliriz. Eğer firma iş güvenliğine yatırım yaparsa işçiye daha düşük risk primi ödeyebilir, çünkü riski ortadan kaldırmış olur ve işler daha güvenli olduğundan işçi maliyeti düşer. Eğer riski azaltacak yatırımları yapmazsa işin fıtratında olan riskle baş etmeyi işçiye delege eder yani riski işçiye transfer eder ama risk için daha fazla ücret yani prim öder. Tabii ki işçi haklarının gelişimi ve kurumsal düzenlemeler sayesinde risk transferinin nereye kadar yapılacağının bir sınırı var. Dolayısıyla işlerin fıtratı konusunda modern standartlar var. Hukuki olarak düzenlemelere uygunluğun denetlenmesi ve sınırlamaların belirlenmesi çok önemli, ama eşit derece önemli olan bir ekonomik bir boyutu da var. Firmalar kaza riski primi ödemek veya iş güvenliğine yatırım yapmalarını arasında bir değerlendirme yapmak zorunda kalacaklar. Yani Firmalar yeni bir kaza olduğunda işçilerin isteyeceği prim artacağı için tazmin maliyetlerini düşürmek için emniyetini arttırmaya dönük yatırımlara yönelecekler. Simdi yukarıdaki akıl yürütmeyi özetlersek, iş güvenliği nasıl arttırılır ve kazalar nasıl önlenir:

  1. Yasal düzenleme: İşin fıtratı değil risk transferinin sınırlamaları yasal düzenlemelerle denetleniyor olmalı. Cezalar firma tarafından ödenmeli.
  2. Ücret Politikası:  İşçiler gözlemlenebilir kaza risklerine göre hesaplanmış risk primi almalı.
  3. Ekonomik teşvik/ insentif: Ücretlere kaza risk primi yansıtıldığında maliyetlerin artacak, sonucunda iş güvenliği teknolojisine yatırım yapmak firmalar açısından daha ekonomik hale gelecektir.

Birinci madde tam gerçekleşmediğinde zaten diğer ikisi işlemeyecek. Eğer denetleme yoksa iş güvenliğini artırmaya dönük zorlama da yoktur. Yine eğer ikinci madde olmazsa ekonomik teşvik de gerçekleşmeyecektir. Maliyet problemi ortadan kalkınca da yatırım ve yenilik yapılmaz.

İkincisi için bildiğimiz iki şey var. Türkiye’de kaza riskinin ücret olarak karşılığı yani ne kadar prim alındığına ya da alınamadığına yönelik bir çalışma yapmıştım.[4] İki tür risk üzerinden ücret primini hesaplamaya çalıştım: ölüm ve yaralanma riski. Veriler güncel sayılır, Çalışma Bakanlığının 2010-2011 verilerini TÜİK’in hanehalkı İşgücü Anketi ile birleştirdim. Çalışmadan örnek verirsem düşük ücretliler, özellikle medyan ücretin altında kalanlar, ölümcül kaza riskine karşı prim alamıyor. Tahmin edilen katsayılar istatistiki olarak anlamsız. Diğer bir deyişle Türkiye’de kaza riski primi ücretle artıyor, ama düşük ücretlere hiç yansımıyor. Bu genel olarak literatürde çok rastlanmayan bir örnek. Prim seviyelerine bakıldığında ise Şili ve Polonya gibi kıyaslanabilir ülkelere göre oldukça düşük kalıyor. Yaralanma riski ise gelirle beraber artıyor ve yüksek ücret yüzdeliğindeki işçiler daha fazla prim alıyor. Yaralanma konusunda literatürdeki bulgulara yakın sonuçlar çıkıyor:  ücret dışı gelirleri olmayan işçiler hem riskli işlerde çalışıyor hem de aldıkları ölüm ve yaralanma riski karşılığında prim elde edemiyorlar.

Sonuç olarak üçüncü nokta: düşük ücretlere yansımadığı için ekonomik bir teşvik/insentif oluşmuyor. Toplu pazarlıkta risk primleri ne kadar ele alınıyor bulamadım. Sendikaların böyle bir çalışması var mı bilmiyorum ama Türkiye üzerine literatürü tararken fark ettim ki aslında konu ile ilgili hiç çalışma yapılmamış. Elbette tüm suçlu sendikalar değil ve işleri zor, özellikle daha az eğitimli işgücünün işsizliğinin yüksek ve işgücü piyasasının monopsonik olduğu durumlarda (mesela madencilik). Yine de görünen o ki, sendikalar daha fazla inceleme yapıp iş kazalarına yönelik her sektörde iş güvenliğinin parasal değerini hesaplamaları ve maliyetleri yatırım için zorlamaları gerekmekte. Sadece müeyyide ile tek başına sonuç almak zor, daha dikkatli düşünmemiz gerekiyor. Ekonomik olmayan bir piyasa yapısı güvenli iş üretemez ve insani açıdan dramatik sonuçlar kaçınılmaz olur.

Konu üzerinde yapmış olduğum çalışmadan çıkan birkaç ilginç nokta daha var, özet olarak:

  1. Globalleşme Etkisi: Özellikle gelişmekte olan ülkelerde son on yılda gözlemlenen hızlı büyüme ve artan hammadde talebi kurumsal düzenlemelerin eksik ve yetersiz kalmasıyla gerçekleşmiş, ve iş kazası oranlarını artmasına sebep olmuş (Haméilainen, 2009). Anlaşılan Türkiye de bu grubun arasında yer almış.
  2. İş kazaları ve uzun çalışma saatleri ilişkisi: Türkiye fazla çalışma saatlerinin olduğu bir ülke. Maalesef mikro düzeyde yapılmış bir çalışma yok. Çalışma Bakanlığının elindeki kayıtları mikro veri olarak düzenlemesi lazım.[5] Makalenin tartışma bölümünde 2010-2011 verilerini kullanarak sektörel ortalama çalışma saatleri ile işçi başına düşen ölüm ve yaralanma oranlarını kıyaslandım. Aralarında istatistiki olarak anlamlı bir korelasyon olduğu ortaya çıktı. Bu korelasyonu kurumsal düzenlemedeki sorunlarla birleştirdiğinizde daha ilginç bir tablo beliriyor. 4857 Sayılı İş Kanunun 63. maddesi çalışma sürelerini düzenliyor.[6] “Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir” şeklinde bir fazla mesai esnekliği var. World Doing Business endeksine göre Türkiye’deki bu esneklik başka hiçbir ülkede yok[7]. Çalışma saatleri literatürüne bakıldığında ise 8 saati aşan her mesai saati kaza riskini arttırdığı anlaşılıyor.[8] Noktaları birleştirdiğimizde iş kazalarını azaltmanın yolunun çalışma saatleri ve koşullarının yeniden düzenlenmesinden geçtiğini söyleyebiliriz.

Sezgin Polat *

Notlar:

  1. OECD (2007), “Work Accidents”, in OECD, Society at a Glance 2006: OECD Social Indicators, OECD Publishing. http://dx.doi.org/10.1787/soc_glance-2006-33-en
  2. http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/tr/kurumsal/istatistikler
  3. 1900lere dair bir karşılaştırmalı çalışma bulunmuyor, ama Başbakanın verdiği rakamlar doğruysa, ancak 20. Yüzyılın tamamını düşünürsek Türkiye Fransa ve İngiltere’nin arkasında yer alabilir!
  4. Polat (2013) http://iktisat.gsu.edu.tr/wp-content/uploads/2013/09/risk-wage.pdf
  5. Mevcut veriler bile kullanılmıyor ama mikro verinin olması firma farklılığı kontrol etmeyi mümkün kılabilir, dolayısıyla yatırım ve maliyet unsurları daha doğru tahmin edilebilir. İlginç bir örnek için bkz. Tsai (2011)
  6. http://www.iskanunu.com/4857-sayili-is-kanunu/245-4857-sayili-is-kanunu-maddeli-metin#67
  7. http://www.doingbusiness.org/data/exploretopics/employing-workers
  8. Vegso ve diger. (2007), Dembe ve diger. (2005)

Referanslar

  • Dembe, A. E., Erickson, J. B., Delbos, R. G., and Banks, S. M. (2005). The impact of overtime and long work hours on occupational injuries and illnesses: new evidence from the united states. Occupational and environmental medicine, 62(9):588–597.
  • Garen, J. (1988). Compensating wage differentials and the endogeneity of job riskiness. The Review of Economics and Statistics, pages 9–16.
  • Haméilainen, P. (2009) The effect of globalization on occupational accidents,Safety Science; 47(6), 733-742.
  • Polat, Sezgin, (2013). “Wage Compensation for Risk: The Case of Turkey,” GIAM Working Papers 13-11, Galatasaray University Economic Research Center.http://iktisat.gsu.edu.tr/wp-content/uploads/2013/09/risk-wage.pdf
  • Tsai, W.-J., Liu, J.-T., and Hammitt, J. K. (2011). Aggregation biases in estimates of the value per statistical life: Evidence from longitudinal matched worker-firm data in taiwan. Environmental and Resource Economics, 49(3):425–443.
  • Vegso, S., Cantley, L., Slade, M., Taiwo, O., Sircar, K., Rabinowitz, P., Fiellin, M., Russi, M., and Cullen, M. (2007). Extended work hours and risk of acute occupational injury: A case-crossover study of workers in manufacturing. American journal of industrial medicine, 50(8):597–603.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s