AVM’lerin sanata sürpriz katkısı!

recepivedik

Türkiye’de 2000’li yıllarda yaşanmaya başlayan Alışveriş Merkezi (AVM) çılgınlığı hepimizin malumu. 2002 yılında 50’nin altında olan AVM sayısı, 10 yılda %700 civarında bir artışla, 350’ye yaklaştı. Şüphesiz AVM’lerin, dinamosu inşaat olan aynı dönem büyümesine katkısı yadsınamaz. Ancak toplumda özellikle son dönemlerde AVM’lere karşı seslendirilen tepkiler de göz ardı edilemez.

Türkiye’de AVM sayısı (2002-2011)

blogAVM

Kaynak: Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği

Kendinizi bu AVM’leri inşa eden müteahhitlerden birinin yerine koyun. Bir bölgede üst sosyo-ekonomik  çevreleri hedefleyen bir konut/rezidans projesine başladınız. Ancak projenizin çevresi hedeflediğiniz bu kitleyi  alışveriş ve sosyal olanaklarıyla pek tatmin edeceğe benzemiyor. Bu da projenizin satışlarını olumsuz yönde etkiliyor. En pratik çözüm projeye otoparkı olan, lüks markalara kiraya verilebilir alanları bünyesinde barındıran, kontrollü, güvenlikli, temiz, şatafatlı bir AVM kondurmak olacaktır. Bu AVM, hem kiraya verilebilir alanlarıyla nakit akışınızı uzun yıllara yayacak, hem de yarattığı “dışsallıklarla” konut projenizin değerine değer katacaktır.

Projenizle, mahalleye dev beton kütleler kazandırdınız. Muhtemelen mahallenin rüzgâr, ışık, hava kalitesi vb. doğal sisteminde büyük tahribatlar yaptınız. Süre giden mahalle yaşamını izole yapılarınızla büyük ölçüde sarstınız. Bölgedeki esnafa darbe vurdunuz. Ve bu tahribatla farklı çevrelerden büyük eleştiriler alıyorsunuz. Protesto ediliyorsunuz. Sadece projenizin yarattığı ranttan faydalanacak çevredeki arsa ve konut sahiplerinin, zincir mağazaların ve bazı hizmet sektörü şirketlerinin memnun olduğu düşünülüyor. Ama hayır.  Bu durumdan kazançlı çıkacak birileri daha var. Ve muhtemelen birçok üyesi sizi protesto eden gruplar içerisinde: Sinemacılar!

Türkiye’de TV’lerin artık her eve girdiği, ekranların dizi ve filmlerle dolmaya başladığı 80’li yıllardan itibaren sinema sektörü ciddi bir gerilemenin içine girdi. Sinema salonları bir bir kapanırken, 2000 yılına gelindiğinde bu daralmadan etkilenen Türk sinema yapımcıları da gişe filmleri üretemeyen bir hal aldı. 90’larda var olan az sayıda sinema salonunda da ağırlıklı olarak yabancı filmlerin gösterildiğini yaşı yetenler hatırlayacaktır. 1998 yılında üretilen Türk filmi sayısı 26, sinema sektörünün toplam hasılatı da 40 milyon dolar civarındaydı.

Yıllar ilerledikçe TV sayısı arttı, kıyıya köşeye açılan “dvd”cilerle ve internet yoluyla neredeyse tüm filmlere çok düşük bedelle ya da bedelsiz ulaşmak mümkün oldu. Ancak sinema salonlarına film izlemeye gidenlerin sayısında da büyük artış yaşandı. Yerli film sayısı 2012’de 312’ye, toplam sinema sektörü hasılatı da, 6 katına, 240 milyon dolara ulaştı.

Peki bu gelişmeyle AVM patlamasının ne gibi bir ilgisi olabilir? Biz de bu sorunun cevabını merak ettik ve araştırdık (Yurtseven & Köksal, 2014).

Öncelikle AVM’ler içerisinde neredeyse tek sosyal etkinlik alanı olarak sinemalar planlandı. AVM’lerin şehirlerin her yerine ve Türkiye’nin birçok şehrine ulaşmasıyla sinemacıların ulaşılabilirliğinde ve teknolojisinde büyük artış sağlandı. Güvenlikli, temiz bu korunaklı çevrelere anne babalar çocuklarını daha rahat gönderir oldu. Mahallenin çocukları-gençleri daha önce boş olan ve belki top oynayıp koşturdukları, piknik yaptıkları bu arazide vakit geçirebilecekleri alan olarak sinemaları keşfettiler. Otopark sorunun da olmamasıyla “arabalılar” da tekrar sinema salonlarında yer buldular.

Bu başlangıcın ardından sosyal ağların da etkisiyle “sinemaya gitmek” Türkiye’de yeniden moda oldu. İzleyici sayısı artışıyla Türk yapımcılar daha cesaretle filmler ürettiler. Bunlar daha da çok izleyiciyi sinemalara çekti ve sektör 15 yılda yaklaşık 10 kat büyüdü. Elbette bu artışta artan gelir, eğitim düzeyi gibi faktörlerin de büyük önemi var. Ancak yaptığımız çalışma gösteriyor ki bu büyümenin %20’lik bir kısmı yalnızca AVM’lerde açılan sinema salonlarının etkisine bağlanabilir (Yurtseven & Köksal, 2014).

En baştaki müteahhitimizin Türkiye’nin kültür hayatına katkıda bulunmak gibi bir amacı yoktu. Ama dönüşüm yaptığı mahalleye sinemayı getirerek hiç hesaplamadığı bir dışsallığa olanak verdi! Hem kendi ürettiği konutlarda yaşayanları, hem de mahalle halkını sinema kültürüyle yeniden tanıştırdı…

AVM’lerin şehirlere, topluma, çevreye verdiği zararlar şüphesiz oldukça büyük. Ancak bunun yanında çalışmamız, AVM’lerin örneğin sinema sektörüne sunduğu faydaları gösteriyor. Bu faydalar için, bu büyük zararları göze almak ne kadar doğru sorusunu yanıtlamak ise oldukça tartışmalı görünüyor.

Çağlar Yurtseven

Referanslar:

  • Yurtseven, Çağlar and Köksal, Emin, Mall Boom as an Engine for the Movie Sector Expansion: The Turkish Case (May 1, 2014). SSRN: http://ssrn.com/abstract=2437386
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s