Faiz ve Gelir Dağılımı

Öner Günçavdı

SÜLEYMAN YAVAŞ’ın TÜSİAD Raporu Hakkında Görüşlerinin Değerlendirmesi

illusion-pSüleyman Yaşar’ın Taraf Gazetesi’ndeki yazısından:*

“TÜSİAD son hazırlattığı raporda, faizlerin gerilemesinin, düşük gelir gruplarının tasarruflarını azalttığını söylüyor. Ve düşük gelirlilerin faizler gerileyince mevduatlarını tüketime yönelttiğini ileri sürüyor. Yani TÜSİAD raporuna göre; bütçe açığı kapanıp kamunun dışlama etkisi (crowding out) ortadan kaldırılıp, enflasyon ve faizler gerileyince tasarruf eğilimi azalmış. Böylece gelir dağılımı düşük gelirlerin aleyhine işlemeye başlamış. Tabii isterseniz inanabilirsiniz bu komik görüşe.” 

30 Haziran 2014 tarihli TARAF Gazetesindeki köşesinde, TÜSİAD raporu hakkındaki görüşlerini okuyucusuyla paylaşan Sayın Süleyman Yaşar, raporda yer alan faizlerin gelir eşitsiziliği üzerine yaptığı katkı konusunu tartışıyor.  Raporda malum olduğu üzere, faiz gelirlerinin gelir dağılımı üzerindeki etkisi 2007 sonrasındaki dönemde belirgin oluyor. Oysa 2002-2007 döneminde tam tersi yönde bir etki sözkonusudur. Böyle bir etkinin meydana gelmesi ise, faiz oranlarındaki düşüşlerin hanehalklarının mevduatlarına temel olan tasarruflarda azalmaya yol açtığı yönündeki teze dayamaktadır.  Zaten Türkiye ekonomisinin son 12 yıldır maruz kaldığı cari açıklar ülkedeki tasarruf açığının en belirgin göstergesidir.  Kaldıki ülkedeki tasarruf oranının düştüğü aynı zamanda Süleyman Yaşar’ın yazısında da vurgulanıyor ve sanırım kabul de ediliyor.

Raporda faiz gelirleri dağılımında eşitsizliğinin arttığına vurgu yapılıyor.  Bu iddia farklı gelir gruplarının tasarruf eğilimlerindeki farklılıklara dayanmaktadır.  Teorik olarak yüksek gelir grubundaki hanehalklarının tasarruf eğilimi,0 daha düşük gelir gruplarınkine göre daha yüksektir.  Dolayısıyla faizler düşerken tüm hanelerin tasarruflarından vazgeçmeleri de aynı hızda olmamaktadır.  Yüksek gelir grubundakiler daha yavaş bir şekilde tasarruflarını azaltırken, orta ve düşük gelir grupları yüksek gelir grubundaki hanelere kıyasla daha hızlı bir şekilde tasarruftan vazgeçecektir.  Bu da tasarruf ve dolayısıyla mevduat tabanının gelir gruplarına göre dağılımında bozulmalara neden olacaktır.  Yüksek gelir gruplarının tasarrufları nisbi olarak daha yüksek olacaktır (mutlak olarak azalabilir).

Öte yandan TÜİK tarafından raporlanan verilerde finansal varlıkların değerlerindeki artışların neden olduğu gelir artışları yer almamaktadır. Özellikle hızla düşen enflasyonun neden olacağı satınalma gücündeki artışlar (Tobin etkisi) ve mali varlıkların değerindeki artışlar (capital gain) bu verilerde yer almıyor.  Almış olsaydı bile, yüksek gelir grupları lehine faiz gelirlerindeki dağılımı daha da kötü hale gelirdi.  Sanırım sayın yazar tasarruf eğilimlerinin gelir gruplarına göre farklılaştığı noktasını gözden kaçırmış.

Sayın yazarın bir diğer eleştirisi ise, yüksek faizlerin yol açtığı değerli TL’nin ve bu sebeple artan  ticarete-konu-olmayan harcamalara yöneliktir.  Ancak bu bağlamda ifade etmeliyim ki, Süleyman Yaşar doğru bir noktaya işaret etmekle birlikte, yanlış sonuçlara erişmektedir.  Geneli itibariyle onun görüşleri ile rapordaki görüşler farklı değil.  Fakat ortaya konulan nedensel ilişkiler itibariyle farklılaşmalar bulunmaktadır.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Taraf gazetesinin saygıdeğer yazarının ifade ettiği gibi raporda ticarete-konu-olmayan lüks ithalat gibi bir tanmlama bulunmamaktadır.  Bu tanımlama tamamiyle Sayın Süleyman Yavaş’a aittir ve kanımca doğru olmayan bir tanımlamadır.  Ancak bu husus çok ayrı bir konu olduğudan üzerinde durmayı uygun görmemekteyim.

Türkiye ekonomisi malum cari açıklarının da işaret ettiği gibi, aşırı kaynak ihtiyacı duyan bir ekonomidir ve kendi kaynakları harcamalarının finansmanına yetmemektedir.  Dolayısıyla dış tasarruflara ihtiyaç duymakta, bağımlı hale gelmektedir.  Böyle bir durumda faizleri düşürmek için de çok fazla imkanı yoktur.  Pozitif faiz vermesinin ardındaki sebep de büyük ölçüde budur.

Yüksek pozitif reel faiz uygulaması ekonominin dışarıdan sermaye çekmesinde önemli bir motivasyon olmuştur.  Doğrudur veya yanlıştır. Bunu tartışmak ayrı bir konudur.  Geçmişe yönelik olarak bu durum bir olgudur.  Dahası sermaye girişlerinin TL talebi yaratması ve bu sebeple değer kazanması da beklenen bir sonuçtur.  Faktör verimliliği ve arz kapasitesini çok fazla arttırma imkanı bulamayan Türkiye ekonomisinde değerlenen TL’nin vatandaşa sağladığı refah artışı da bilinmektedir. Bu refah artışı zaten AKP iktidarının en önemli kaynaklarından birini oluşturmuştur.  Bu iktidarın geçmiş dönemlerden farkı ise elde edilen bu refah artışını daha fazla vatandaşın erişimine açmasıdır.  Bu da bir olgudur.  Aksi halde bu eşi benzeri görülmemiş siyasi başarıyı nasıl açıklayabiliriz ki?

Fakat gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta da, tüm bu uygulamalar neticesinde, ekonomideki nisbi fiyat yapısı bozulması ve kaynak tahsislerinin ekonomiye döviz kazandırma kabiliyeti daha düşük olan sektörlere doğru kaymasıdır.  İşte Sayın Süleyman Yavaş’ın vurgu yaptığı AVM’ler, lüks  tüketime yönelişin sebebi de budur.  Bu aynı zamanda yukarıda değinilen tasarruf oranındaki düşmenin bir başka sebebidir.  Bu konularda rapor yazarları Sayın Süleyman Yavaş’tan farklı düşünmemektedir ve bu görüş raporda yer almaktadır.

Ayrıca raporun yazarı olarak Süleyman Yavaş’ın yazısında yer alan bir başka ifadenin de kastını aşan bir ibare olduğunu belitmeden geçemiyeceğim.  O da  “… faiz lobisi kavramını itibarsızlaştırmak için parayla rapor yazdıracağım derken komik duruma düşmek” ifadesidir.  Bu kendisi gibi akademisyen olan yazarları itibarsızlaştırmak için kullanılmış olduğunu düşünmediğim bir ifade olsa gerek.  Aksi halde, birisi de çıkıp kendisi için, hiç de doğru olmadığına inandığımız bir şekilde “… birilerine hoş görünmek için TÜSİAD raporunu itibarsızlaştırmak istiyor” da diyebilir.  Bir akademisyen kimliği de taşıyan Sayın Yavaş’ın, yazılmış olan bir rapora yönelik bilimsel bir eleştirinin nasıl yapılabileceği konusunda bir fikri vardır elbette.  Bu fikirlerin paylaşılabileceği ve itibar görebileceği mekanlar konferanslar ve/veya bilimsel toplantılardır.  Bu konularda bilgi sahibi olduğundan hiç şüphe etmediğimiz Sayın Süleyman Yavaş’ın, bahsi geçen ifadesine aşırı yoğun gündemde günlük olarak çok hızlı yapmak zorunda olduğu köşe yazarlığının neden olduğunu düşünmekteyiz.

Saygılarımla,

Prof.Dr. Öner Günçavdı

Görsel: Playing Games – Jos van der Hoek*

Reklamlar

Faiz ve Gelir Dağılımı” üzerine bir yorum

  1. faizin mahiyeti sorgulanmalıdır. faiz, emek gaspı mekanizmasıdır. borca dayalı para sistemi ve kısmi rezerv sistemi tüm insanlığı banka sahiplerine köleleştiren bir sömürü rejimidir, küresel diktatörlüktür. küresel çapta her türlü faiz komple sistemsel olarak kaldırılmalı ve yasaklanmalıdır. faiz, sömürücü sınıfların toplumları esaret altına alma niyeti ve aracıdır. faizin oranını tartışmak faizi meşrulaştırmaktır. hırsızlık zulüm olduğu gibi sömürerek köleleştiren her türlü faiz de zulümdür, sınıfsal diktatörlük mekanizmasıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s