Çalışma süreleri ve yaşam memnuniyeti

Tercih edilen çalışma süresinden sapmaların ücretlilerin yaşam memnuniyetine etkisi

Cem Başlevent

beach_mutlulukÜlkemizde ‘yaşam memnuniyeti anketi’ denince akla öncelikle TUİK’in her yıl tekrar ettiği ve halkımızın önemli bir kısmının mutlu-mesut yaşadığını ve çeşitli Bakanlıkların hizmetlerinden pek memnun olduğunu ortaya koyan Yaşam Memnuniyeti Araştırması geliyor. Bu anketin akademisyenler açısından önemli bir eksikliği, içeriğinin sadece yaşam memnuniyeti temasıyla sınırlı olması. Buna karşılık, European Social Survey ve World Values Survey gibi geniş kapsamlı anketlerden oluşturulan zengin veritabanları, çok çeşitli konularda (ve istenirse disiplinlerarası yaklaşımlı) çalışmalara olanak sağlamakta.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden çalışma arkadaşım Hasan Kirmanoğlu ile yazdığımız ve Social Indicators Research dergisinin Ağustos 2014 sayısında yayınlanan bir makalede, European Social Survey’in 2010 uygulamasından elde edilen verilere dayanarak, çalışan bireylerin yaşam memnuniyetlerine dair bazı örüntüler elde ettiğimiz bir ampirik çalışmanın bulgularını rapor ettik. Aralarında Türkiye’nin yer almadığı 26 Avrupa ülkesinden gözlemler içeren verisetimizde bizim amaçlarımız için kritik önem arzeden şu 3 değişken yer almaktaydı: Sıfır ve 10 arası değerler alan ‘genel yaşam memnuniyeti’ düzeyi, aktif olarak çalışmakta olan deneklerin ‘haftalık normal çalışma süresi’ ve bu deneklerin – seçme şansları olması durumunda – ‘tercih ettikleri haftalık çalışma süresi’. Haftalık normal çalışma süresi ve tercih edilen çalışma süresi arasındaki sapmaların (yani, iki sayı arasındaki farkın mutlak değerinin) genel yaşam memnuniyeti üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu öngörüsüyle hareket edip, hem bu olgunun varlığını hem de bazı ek hipotezleri sınamak istedik.

Çalışma saatleriyle ilgili, hem aşağı hem yukarı yönlü sapmaların olumsuz bir yaşam memnuniyeti etkisi olabileceğini varsaymamızın temel nedeni, bu konuyla ilgili mevcut yazında elde edilmiş olan bulgular. Zira, ‘work-life conflict’ ve ‘work hours mismatch’ gibi kavramların sıkça kullanıldığı ve ağırlıklı olarak aşırı uzun çalışma sürelerinin yaşam memnuniyetine olumsuz etkisinin ele alındığı literatürde, arzu edilenden daha az çalışmanın da olumsuz etkisi olduğu ortaya konuyor. İstenenden daha kısa olan bir çalışma süresinin – özellikle tam zamanlı bir işte çalışmayı tercih edecek bireyler açısından – düşük bir gelir düzeyini ima etmesi ve yarı-zamanlı işlerin ücret, iş güvencesi ve kariyer gelişimi bakımından yetersiz olması, bu bulgunun şaşırtıcı olmadığını düşündürüyor.

Ilgili yazında belirtilen diğer bir önemli nokta da, çalışma saatlerinden kaynaklanan dengesizliklerin yaygınlığının, işsizlik oranı, kişi başı milli gelir ve gelir eşitsizliği ölçütleri gibi makroekonomik göstergelerle ilişkili olması. Örneğin, işsizlik oranı yüksek olan ülkelerde çalışanların daha büyük bir oranının çalışma saatlerini arttırmak istediği bulunmuş ve bunda geleceğe dönük iş ve gelir kaybı endişelerinin rol oynadığı iddia edilmiş. Ayrıca, genel yaşam memnuniyetinin ülkedeki refah düzeyiyle pozitif ilişkisi olduğu da bilinmekte. Bu tür bağlamsal (“contextual”) faktörlerin varlığı, bireysel ve ülke düzeyindeki değişkenleri eşzamanlı ve uygun biçimde kullanmaya olanak sağlayan çok-düzeyli (“multi-level”) ekonometrik modellerin uygulanmasını gerekli kılıyor.

Ampirik çalışmamızda ücret veya maaş karşılığı çalışan 14 bin’i aşkın denek içeren bir örneklemle çalıştık. Bu grubu kullanmayı tercih etmemizin sebebi, çalışma saatleri üzerinde ‘kendi hesabına çalışanlar’ kadar kontrol sahibi olmadıklarını düşünmemizdi. Örneklemdeki çalışanların sadece 3’te 1’inin çalışma saatlerinden memnun olduğunu, örneklemin yaklaşık yarısını oluşturan aşırı-çalışan (“over-employed”) grubun arzu ettiğinden ortalama olarak 13.4 saat fazla çalıştığını, eksik-çalışan (“under-employed”) grupta ise bu farkın -11.4 saat olduğunu bulduk. Aşağıdaki tabloda da görülebilecek olan cinsiyet farkları ise çalışan kadınların hem normal hem de tercih ettikleri çalışma sürelerinin erkeklere göre düşük olduğunu, buna ek olarak ev işlerine harcadıkları zamanın haftada 11.5 saat gibi kaydadeğer bir düzeyde olduğunu gösteriyor.

Baslevent

‘Genel yaşam memnuniyeti’nin bağımlı değişken olduğu ve yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve sağlık durumu gibi faktörlerin de kontrol edildiği çok-düzeyli modelimizin kestirimleri, beklendiği üzere, tercih edilen çalışma sürelerinden uzaklaştıkça yaşam memnuniyetinin azaldığını ortaya koydu. Model kestirimlerine dayanan bir hipotez testi, aşağı ve yukarı yönlü sapmaların yaşam memnuniyeti etkisinin benzer büyüklükte olduğu sonucunu verdi. Yani, eksik-çalışmanın da, aşırı-çalışma kadar belirleyici olduğunu bulduk. Erkek ve kadın denekler arasında da, kestirilen parametrelerin büyüklüğü bakımın istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı.

Modelimizde yer alan iki makro değişkenden biri olan ‘kişi başına düşen milli gelir’in yaşam memnuniyetinin genel düzeyine olumlu katkısı olduğunu, ancak çalışma saati sapmalarının yaşam memnuniyetine olan etkisini azaltıcı ya da arttırıcı bir rol oynamadığını olmadığını bulduk. Buna karşılık, modelde yer alan etkileşim terimleri, ülkedeki işsizlik oranı yükseldikçe, çalışma saati sapmalarının yaşam memnuniyetine olan etkisinin azaldığını ortaya koydu. Yazında yer alan tartışmalarla tutarlı olan bu bulguyu, iş güvencesi ile ilgili endişelerin yüksek olduğu ortamlarda, herhangi bir iş sahibi olmanın insanlara belli bir memnuniyet verdiği şeklinde yorumladık.

Yazıyı toparlarken, modelimizden elde edilen katsayıların sınırlı büyüklüklerde olduğunu, yani çalışma saati sapmalarının yaşam memnuniyeti üzerindeki etkisinin ‘ekonomik’ öneminin, istatistiksel anlamlılığıyla aynı düzeyde olmadığı belirtmem gerekiyor. Ancak, görünen o ki, ilgili yazında tartışılmaya devam eden bir konunun özgün bir modelleme ile ele alınması ve kontrol edilen makro faktörlerden birinin düzey, diğerinin ise etkileşim etkisinin ortaya konması, dergi hakemlerince yeterince ilginç bulunmuş. Umarım Açık Ekonomi okurları da bu yazıya ayırdıkları zamanın yaşam memnuniyetlerini azaltmadığını düşünürler.

Görsel: Eole Wind*

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s