Ekonomi Liginde İlk 10’a Oynamanın Yolu!

Çağdaş Şirin*

Türkiye cumhuriyetle birlikte bir kalkınma hamlesi gerçekleştirmiş ve hızlı bir büyüme yakalamıştı. Bu büyüme genç nüfusun getirdiği dinamizmle Türkiye’yi ilk 20 ekonominin içine soktu ve 60 yıldır da bu ligdeyiz. Aşağıdaki grafik bu serüveni gösteriyor. Son 54 yılın 44’ünde ilk 20 de yer almışız, 1997’den itibaren de ilk 20’deki yerimizi sağlamlaştırmışız.

Grafik 1: Türkiye Ekonomisinin Dünyadaki Yeri

cagdas1

Nüfusu bizden az ama üretimi bizden fazla!

Şimdi de önümüzdeki maçlara bakma zamanı. Uzun yıllar boyu ligin sonlarında yer almamıza son verecek ve ilk 10 ekonomiye girebilecek dinamik bir nüfusumuz var. O halde soru net: Bu hedefe nasıl ulaşacağız? Türkiye’yi ilk 10 ekonomi arasına nasıl sokacağız? “İstatistik kafa”mızı çalıştırıp verilere bir bakalım.

Bu sorunun yanıtı ligin tepesindeki ülkelerin hikayesinde saklı.

Daha somut olarak bu sorunun cevabı bizden az insanla bizden çok üreten ülkelerin başarı hikayesinde saklı. Bizde kaynaklarımızı böyle ülkeler gibi kullanırsak, yatırımlarımızı doğru yerlere kanalize edersek 75 milyonluk nüfusumuzla onları geçebiliriz.

Peki hangi ülkeler bizden az nüfusla bizden fazla üretim yapıyor?

İşte ders çıkaracağımız 7 ülke: Avusturya, Kanada, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya ve Güney Kore!

Aşağıdaki tabloda bu ülkeleri ve onları bizden ileri yapan temel göstergeleri paylaşıyorum. Analiz için Genel Durum, Girişimcilik-Yenilikçilik, Eğitim ve İşgücü Kalitesi göstergelerini temel aldım.

cagdas21

Genel Durum: 7 Ülkenin Sırrı

Kişi başına milli gelire baktığımızda 10 bin dolar civarındaki rakamla en yakın rakibimiz olan G. Kore’den bile 15 bin dolarlık bir fark yemiş olduğumuzu görebiliyoruz.  Avustralya nufusumuzun neredeyse üçte biri kadar ama bizim iki katımız kadar bir milli üretimi var. Kabaca Avustralya’daki 1  işçi Türkiye’dekinden 6 kat fazla üretiyor. Kanadalı birisi bizden ortalama 5 kat daha zengin. Bu kadar yüksek orandaki verimlilik farkının pek çok sebebi var. Peki bu nasıl mümkün olabiliyor? Sırayla bakalım.

Girişimcilik-Yenilikçilik: Az Deniyoruz, Az Keşfediyoruz

Verimliliğin artmasını dolayısıyla 1 Türkiyelinin de en az 1 Avustralyalı kadar üretmesini istiyorsak, daha çok denemeli, daha çok keşfetmeliyiz. Ülke olarak yeterince buluş yapmıyoruz, 30-40 yıl önce aynı sıralarda yer aldığımız G. Kore bugün 376 patent başvurusu yaparken biz ancak 6 tane yapabiliyoruz. Bizim tam 63 katımız. Bir Samsung, LG, Hyundai kolay çıkmıyormuş demek ki. Aynı şekilde Ar-Ge çalışan sayımız da G.Kore’nin ancak 6’da 1’i kadar. Haklı olarak, yeni buluşlar olmayınca, araştırma geliştirme yapamayınca yeni fikirler ve yeni şirketler de çıkmıyor. Bu konuda da grupta sonuncuyuz. Çözüm sizce nerde? Cevabı için devam edelim.

Eğitim Eğitim Eğitim!

Ne buluşlar ne de yenilikler kendiliğinden serpilip büyüyor, onları ortaya çıkaracak sağlam bir iklim yani eğitim ortamı olması gerekiyor. Bunun için de  eğitime yatırım yapmalı ve kısa vadeli ranta/inşaata bağlı getiriler yerine uzun vadeli ama sürekli bir getirinin peşinde olmalıyız.

Kişi başına düşen eğitim harcamamız bu noktada geride! Avusturya bizden 12, Kanada 10 kat daha fazla para harcıyor eğitime. Demek ki AR-GE yapacak birey yetiştiremiyoruz. Eğitimdeki diğer göstergelerde de durumuz parlak değil. En kalabalık sınıflar bizde. Haliyle matematikte iyi olan öğrenci sayısı bizde yok denecek kadar az. G. Kore’de matematikte yüksek başarı gösteren oranı %31 iken bu oran bizde sadece %6! Eğitim kalkınmanın temeli, verimliliğin lokomotifi ve bizim lokomotif çalışmıyor! Kalkınma liginde ilk 10’a girmek için gerçekten de eğitim şart!

İşgücü: Yedek Kulübesi Sağlam, Çok Koşuyoruz Ama Teknik Zayıf

Türkiye’de işçiler OECD ülkeleri arasında en uzun çalışma saatlerine sahip ama üretimde sonlardayız. Bunun nedeni ise eğitimli bir işgücümüz olmaması. Bizde her on çalışandan altısı ilkokul mezunu, bu da haliyle üretime ve verimliliğe yansıyor. Kalifiye, eğitimli eleman az olduğunda bize de katma değeri düşük mal üretimi kalıyor. Bu nedenle biz fındığı taşıyoruz, İtalyanlar ise onun Nutella’sını yiyor.  Bizde her dört kişiden biri tarımda çalışıyor ama Fransa nüfusunun sadece %3’ü ile bizim kadar üretebiliyor. Üstüne üstlük en önemli üretken gücümüz kadınları işgücüne yeterince katamıyoruz. Her 10 kadından sadece 3’ü işgücünde. Bu oranla da açık ara sondayız. Yedek kulübemiz kalabalık, sahaya istediğimiz kadar oyuncu sürebiliriz bu ligte ama kenarda bekletiyoruz.

Sonuç: İyi Olan Kazanır

İlk 10 ekonomi arasına girmek istiyorsak o seviyede top koşturan takımlardan yeni teknikler kapmalıyız. Veriler net olarak yönümüzü belirliyor. Eğitime yatırım yap, girişimcinin önünü aç, tarımda verimliliği artır ve kadınları işgücüne katacak reformlar yap. Sonrasında ilk 10’da yerimiz hazır zira o vakit nüfus bir dezavantaj değil avantaj olabilir. Ancak o vakit ekonomik ligde cihan devleti olup çevremize umut saçabiliriz.

*Yrd. Doç. Dr., Bahçeşehir Üniversitesi, İksara Veri & Araştırma Kurucusu. E-posta: cagdas.sirin@bahcesehir.edu.tr

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s