Atanamayanlar!

Çağdaş Şirin*

Kamuda iş bulamayan üniversite mezunlarımız sosyal medyada oldukça yoğun bir şekilde dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Genel olarak bunlara “atanamayanlar” desek yanlış olmaz. Bu grupta branş öğretmenleri, gıda mühendisleri, ziraat mühendisleri, İİBF mezunları, iş ve meslek danışmanlarından tutunda , su ürünleri mühendislerine kadar pek çok farklı genç mezunlar var. Aslında bu kaynak bir ülkenin kalkınması için temel girdileri oluşturuyor ancak maalesef atıl bir durumda kullanılamıyor. Bu durumda verilere bir göz atalım neden devlette atanmayı istiyor bu kadar kalabalık bir meslek grubu.

İstihdam Merkezlerimiz Uyuyor

Türkiye’de üniversiteli mezun sayısı arttı ve sürekli de artmakta. Gelişmekte olan bir ülke için paha biçilemez bir kaynak. Düşünün çok geç verim alınan sakız ağacı bile 5 yılda büyüyüp ilk ürününü verebiliyorken, bir ziraat, su ürünleri, gıda mühendisinin ya da bir ekonomistin, öğretmenin yetişmesi için en az 16 yıl beslememiz, üzerine titrememiz gerekiyor.  Ancak bu yetiştirdiğimiz gençlerimizi ekonomiye eğitim aldıkları alandan dahil edemiyorsak, bu emeği, bu fırsatı heba etmiş oluyoruz.

Aşağıdaki grafikte bu kaynağın çok atıl bırakıldığı net olarak görülüyor. 2000’li yılların başında üniversiteli işsiz oranı %7. 2013 yılında bu oran %10,3’e çıkıyor. 7 milyona dayanmış eğitimli nüfusumuz, ama biz bu kitleyi girişimciliğe, üretime, kalkınmaya tam olarak yönlendirememişiz. Asıl dikkat çeken ise üniversite mezunu olup da iş aramayanlar (ekonomistler teknik olarak bunlara işsiz demiyor, çünkü iş aramıyorlar).

Şu anda 1 milyon 335 bin üniversite mezunu iş aramıyor, çalışmıyor. Buna işsiz üniversiteleri de dahil edersek 1 milyon 900 bin üniversiteli üretmiyor, atıl duruyor. Neredeyse her evde bir “İstihdam Merkezi” var ama iş kurup istihdam yaratmıyor, iş aramıyor, aramış bıkmış, öylece durup bekliyor.

Tablo 1: Yıllar İtibarı ile Üniversite Mezunları İşgücü İstatistiklericagdas1

 

Kaynaklar Heba Ediliyor

OECD’nin verilerine göre Türkiye’de üniversite mezununun toplam maliyeti öğrenci başına yaklaşık 150-170 bin TL.  Yani bu kaynağı kullanmadığımızda bize oldukça pahalıya mal oluyor. Peki ya kullanırsak? Aşağıdaki grafik bize üniversiteli işgücü oranı ile kişi başına düşen milli gelirin ilişkisini gösteriyor.

İlişki çizgisi net olarak bize şunu söylüyor: üniversiteli işgücünü kullan, refah yarışında şampiyonlar ligine çık. Üniversiteli çalışan sayısı her 1 puan arttığında kişi başına ortalama gelirimizi 1.500 dolar civarında artmakta. Yani bu “istihdam merkezlerini” kullanırsak maliyetinin çok ötesinde topluma katkıda bulunacaklardır.

Grafik 1: Kişi Başına Düşen Milli Gelir ve Üniversiteli İşgücü İlişkisi

cagdas2

75 Milyona Hizmeti Kaç Kişi Götürmeli?

Bu eğitimli işgücünü kullanacağımız yerlerden biri de kamudur. Her üniversite mezununu devlette çalıştırmamız imkansız tabii ki ama bu değerli kaynağı devletin verimli çalışması ve uzun vadede kalkınmayı sağlaması için kullanmamız şart. Bu konuda öğretmenlere ilişkin yazdığım analizi buradan bulabilirsiniz.

Peki İİBF mezunları, mühendisler ve diğerleri? Türkiye’de kamuda yaklaşık 3 milyon kişiyi istihdam etmekte. Bu sayı 77 milyonluk bir nüfusa yeterli mi diye bakmakta fayda var. Gelişmiş ülkelerdeki duruma baktığımızda toplam nüfusa hizmet eden kamu çalışanı oranı ortalama %6 civarında, buna göre Türkiye’de sağlıklı kamu hizmeti sunmak için aslında 4 milyon civarında istihdama ihtiyaç var, yani 1 milyonluk eksiğimiz var diyebiliriz. Bu açığı eğitimde, girişimcilikte ve tarımda reform alanlarında değerlendirsek  maliyetinden çok daha fazla getirisi olacaktır. 34 Milyonluk Kanada’da 3,4 Milyon, 64 Milyonluk İngiltere’de 6 milyon kamu çalışanı var ve gelişmişlik düzeyleri de ortada.

Grafik 2: Kamuda Çalışanların Toplam Nüfusa Oranı

cagdas3

Genç Girişimcilere Yol Açmalı

Yukarıda belirttiğim gibi bu eğitimli işgücünün hepsini kamuda istihdam etmemiz mümkün değil, ekonomik de değil. Neden bunca üniversiteliye istihdam sağlayacak bir ekonomi kuramıyor; bu eğitimli işgücünün çalışma, üretme açlığını neden girişimciliği, AR-GE’yi ve yenilikçiliği destekleyerek doyurmuyoruz?

Aşağıdaki veri durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. İngiltere bizden nerede ise 14, Brezilya ise 3 kat daha fazla şirket kuruyor. Biz şirket kurmaya çekiniyoruz. Devlet desteği, teşviği ve hür teşebbüsü besleyecek sisteminiz yeterli değil. Yeterli yaptığımızda atanamayanlarımız bu ülkeye çağ atlatacaklardır eminim.

Grafik 3: Üretken Yaştaki 1000 Kişi Başına Düşen Yeni Şirket Sayısı

cagdas4

*Yrd. Doç. Dr., Bahçeşehir Üniversitesi, İksara Veri & Araştırma Kurucusu, cagdas.sirin@bahcesehir.edu.tr

http://twitter.com/SirinCagdas

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s