Faizi indirelim, ekonomiyi canlandıralım!

“Bir esnafın camı kırıldığında, camı tamir ettirmek için harcanan para camcının işlerini canlandırır. Camcının geliri artar daha fazla harcama yapar, böylece başkaları da daha fazla para kazanır. Yani cam kırılınca ekonomi canlanır. Öyleyse, ekonomik durgunluk zamanlarında camları indirip, ekonomiyi canlandırabiliriz. Tıpkı faizleri indirip ekonomiyi canlandırabileceğimiz gibi!”

Bu akıl yürütmede bir gariplik var, değil mi? N. Emrah Aydınonat, bu yazıda bizi 1800’lere götürüyor ve camları ve faizleri indirmenin karanlık yüzünü anlatıyor.

Reklamlar

Arabalar, Saksı Çiçeği, Siyaset ve Basın Özgürlüğü

N. Emrah Aydınonat, bu yazıda Akerlof’un ünlü makalesinden yola çıkarak siyaset “piyasa”sını, “limon” siyasetçilerin ortaya çıkma koşullarını ve özgür basınının demokrasilerdeki yerini tartışıyor. Dahası, kendini hep kötünün iyisine oy vermek zorunda kalan seçmenin, neden bu durumda olduğunu ele alıyor. Hatta ve hatta siyasetçilerin neden itibar kaybettiği konusunda da spekülasyon yapıyor. Bununla da yetinmeyen yazar, bunların üstüne bir de yargı bağımsızlı konusuna da değiniyor. Akerlof’un modelini deneysel bir şekide kullanan bu yazı, işte şu garip soruları sorarak başlıyor: Bazı siyasetçiler neden basın özgürlüğünden hoşlanmaz? Seçimlerde kötünün iyisine oy verip ehven-i şere talim etmek insanlığın kaderi midir?

Şu Ahlaksız İktisatçılar!

N. Emrah Aydınonat bu yazıda iktisadın ahlaki bir bilim olup olmadığını tartışıyor: “İktisat ahlaki bir bilim midir, yoksa değil midir? Ahlaki normların iktisatta bir yeri var mıdır? İktisat gerçekten bir bilimse, iktisatçılar, insanları, fizikçilerin fiziki evreni incelediği gibi inceleyerek, “ay şu atoma haksızlık ediyoruz”, “bak bu atom yalnız kaldı” veya “atomlar sevse de sevmese de biz bu işi yaparız” diyerek mi hareket etmelidir, yoksa iktisada konu olan “atom”ların sevebileceğini, üzülebileceğini, inanabileceğini düşünerek ayaklarını denk mi almalıdır?”