Türkiye’de Büyüme: Son 10 Küsur Yıla Kurumsal Perspektiften Bir Bakış

Murat Üçer ve Daron Acemoğlu, Ekim 2015’de NBER’de yayınladıkları makalede Türkiye ekonomisinin 2002 -2015 arasındaki performansını inceliyorlardı. Murat Üçer bu yazıda, makalelerindeki temel argümanını Açık Ekonomi okurları için değerlendiriyor. Kesinle okumanızı tavsiye ederiz. Hatta bunu okuduktan sonra gidip makaleyi de okuyun. Neden mi? Aklımızı başımıza toplamak için!

Nijerya, Afrika’nın yeni aslanı mı?

Acaba milli gelir hesaplama yönemini değiştirirsek zenginleşebilir miyiz? 2023 hedeflerine ulaşmak için ne gibi katakuliler çevirebiliriz? Hani Nijerja bir günde Afrika’nın en büyük ekonomisi olmuştu ya, onu örnek alabilir miyiz? Sahi o nasıl olmuştu? O da milli gelir hesaplama yöntemini değiştirmemiş miydi? Vay! Ama bir dakika… Nijerya aslında büyüyen bir ekonomi. Yani gerçekten büyümüş de olabilir… Oğuz Tutal Açık Ekonomi için Nijerya mucizesini ele aldı. Görmek isteyen için Türkiye için de çıkarılacak dersler var…

“Günah işleme özgürlüğü”nün hukuk ve iktisadı

Emin Köksal bu yazıda, “günah işleme özgürlüğü”nün hukuk ve iktisadını ele alıyor. Cevap aradığı soruların bazıları şöyle sıralanabilir: Akılcı suç olabilir mi? Ahlaksızlık yapmaya meyilli siyasetçileri nasıl engelleriz? Kopya çeken öğrencilerle yolsuzluk yapan siyasetçiler arasında ne gibi benzerlikler vardır? Suçun ve cezanın iktisadi mantığı nedir?… Hukuka ve adalete en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde kesinlikle kaçırmamanız gereken bir yazı.

Arabalar, Saksı Çiçeği, Siyaset ve Basın Özgürlüğü

N. Emrah Aydınonat, bu yazıda Akerlof’un ünlü makalesinden yola çıkarak siyaset “piyasa”sını, “limon” siyasetçilerin ortaya çıkma koşullarını ve özgür basınının demokrasilerdeki yerini tartışıyor. Dahası, kendini hep kötünün iyisine oy vermek zorunda kalan seçmenin, neden bu durumda olduğunu ele alıyor. Hatta ve hatta siyasetçilerin neden itibar kaybettiği konusunda da spekülasyon yapıyor. Bununla da yetinmeyen yazar, bunların üstüne bir de yargı bağımsızlı konusuna da değiniyor. Akerlof’un modelini deneysel bir şekide kullanan bu yazı, işte şu garip soruları sorarak başlıyor: Bazı siyasetçiler neden basın özgürlüğünden hoşlanmaz? Seçimlerde kötünün iyisine oy verip ehven-i şere talim etmek insanlığın kaderi midir?

Hukukun Üstünlüğü ve Kalkınma: Neredeyiz?

Sezgin Polat, bu yazıda hukukun üstünlüğü ve kalkınma arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Yazı, şu üç temek soruyu sorarak başlıyor: 1) Otoritenin yani güçlü yürütmenin (askeri olmayan sivil) keyfiliğini nasıl sınırlayacağız? 2) Toplumsal çatışmaların sonlandırmasında hukukun meşru bir araç olmasını nasıl sağlayacağız? 3) Otorite zorlamasına her seferinde başvurmaya gerek kalmadan hakların kullanımında veya ihlalinde normatif ilişki nasıl şekillenecek? Sezgin Polat, yazıda, bu sorulardan yola çıkarak kısa bir teorik çerçeve sunduktan sonra Türkiye’de mevcut durumun ne olduğunu ele alıyor.