Türkiye’deki dijital uçurum ve “Sanayi 4.0” hayalimiz!

Emin Köksal bu yazıda Türkiye’deki dijital uçuruma dikkat çekiyor ve Bülent Anıl ile birlikte yaptıkları son araştırmayı özetliyor. Bu çalışmaya göre internet bağlantısı olanlar ile olmayanlar arasında hem gelir, hem de eğitim düzeyi açısından büyük bir uçurum var. Köksal, bu uçurumu göz aradı edersek Sanayi 4.0’ın hayal olacağını söylüyor.

Türkiye’de Enflasyon Beklentileri

Barış Soybilgen bu yazıda, enflasyon tahminlerinin başarısını inceliyor ve şu sorulara yanıt bulmamızı sağlıyor: Piyasadakilerin enflasyon beklentileriyle, gerçekleşen enflasyon arasındaki ilişki nedir? Beklentiler, tahminler tutuyor mu? Tutuyorsa ne kadar tutuyor? Tutmuyorsa, ne kadar tutmuyor? Ve daha önemlisi, Merkez Bankası piyasadaki beklentileri yönetmek konusunda ne kadar başarılı?

Ekonomi Liginde İlk 10’a Oynamanın Yolu!

“Dinamik bir nüfusumuz, büyük bir potansiyelimiz var.”, “Kimse bizim gücümüzü teste etmeye kalkmasın.”, “En büyük ekonomi, Türkiye ekonomisi” vb. gibi sözler duymaya alışkınız. Peki bu söylemle uyumlu bir ekonomiye sahip miyiz? Henüz değil. Çağdaş Şirin, bu yazıda, söylemimizle uyumlu bir ekonomi istiyorsak neler yapmamız gerektiğini tartışıyor. “‘İstatistik kafa’mızı çalıştırıp verilere bir bakalım” diyor ve ekonomi liginde ilk 10’a oynamanın yolunu gösteriyor.

Çalışma süreleri ve yaşam memnuniyeti

Çok çalışanların mutsuz olduğunu söylesek sanırım pek şaşırmazsınız. Peki ya az çalışanların da mutsuz olduğunu söylesek? Ne dersiniz? Hem çok çalışanlar, hem de az çalışanlar mutsuz olabilir mi?

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Cem Başlevent ve Hasan Kirmanoğlu, Social Indicators Research adlı dergide yayınladıkları çalışmada, tercih ettikleri çalışma sürelerinden uzaklaştıkça insanların yaşam memnuniyetinin azaldığını söylüyorlar. Yani evet, görünen o ki, çok çalışanlar da az çalışanlar da mutsuz olabiliyor! Cem Başlevent, bu çalışmanın sonuçlarını Açık Ekonomi okurları için özetledi.

AVM’lerin sanata sürpriz katkısı!

Çağlar Yurtseven bu yazıda, AVM sayısının artması ile sinema sektörünün büyümesi arasında yakın bir ilişki olduğunu söylüyor. Tabii bu ilişkiyi çeşitli şekillerde yorumlamak mümkün. İsterseniz, “AVM’ler Recep İvediklere neden oluyor” diye okuyun; isterseniz de “sevmesek de gitmesek de orada sinema sektörüne olumlu katkı yapan bir AVM var uzakta” diye okuyun. Siz bilirsiniz. İsterseniz önce yazıyı okuyun tabii. Sonra karar sizin.