Faizi indirelim, ekonomiyi canlandıralım!

“Bir esnafın camı kırıldığında, camı tamir ettirmek için harcanan para camcının işlerini canlandırır. Camcının geliri artar daha fazla harcama yapar, böylece başkaları da daha fazla para kazanır. Yani cam kırılınca ekonomi canlanır. Öyleyse, ekonomik durgunluk zamanlarında camları indirip, ekonomiyi canlandırabiliriz. Tıpkı faizleri indirip ekonomiyi canlandırabileceğimiz gibi!”

Bu akıl yürütmede bir gariplik var, değil mi? N. Emrah Aydınonat, bu yazıda bizi 1800’lere götürüyor ve camları ve faizleri indirmenin karanlık yüzünü anlatıyor.

Reklamlar

Yoksa Erdoğan haklı mı? Faiz neden enflasyon sonuç mu?

Faiz mi yumurtadan çıkar, yoksa yumurta mı faizden çıkar? Enflasyon neden midir, yoksa sonuç mudur? “Besle faizi oysun gözünü” deyişinde bir gerçeklik payı var mıdır? Peki, iktisatçılar Erdoğan’ın faiz-enflasyon ilişkisi hakkındaki tezi hakkında ne diyor? Ana-akım iktisatçılar Erdoğan’ın tezini reddediyor. Bunu biliyoruz. Ama bir de Neo-Fisherciler var. Ya da Neo-Fisheritler. Bunlar diyor ki, faizi uzun süre bir yerde tutarsan, enflasyon faize gelir. Yani, düşük faiz, düşük enflasyon; yüksek faiz, yüksek enflasyon!

Peki, Neo-Fishercilerin söylediklerinde doğruluk payı var mı? Cevabı Aykut Attar‘ın yazısında. Okuyunuz!

Düşük faizin iki yüzü

Faizler insin. Yok inmesin. İnmesi lazım. Yahu enflasyon var, nasıl insin? Enflasyonun nedeni yüksek faizdir. Değildir efem, düşük faiz enflasyona yol açar. Atmayın efendim, faizle enflasyon arasındaki ilişki yanlış biliniyor. Ekonomi teorisi öyle demiyor ama… Ben onu bunu bilmem, faizler düşecek. Yarım puan indirelim? Buna tefeci faizi derler… Di mi Cevat abi? Evet, evet… Eğer siz de faiz tartışmalarını dinlerken hafiften akıl sağlığınızı kaybediyorsanız, bu yazıyı okuyun. Öner Günçavdı bu yazıda, faizin iki yüzünü de gayet güzel bir şekilde anlatıyor.

Kur ve faiz ilişkisi üzerine

Ege Cansen, “hem tıka basa yedim, hem hızla zayıfladım” başlıklı yazısında mali kaynak ihtiyacı yüksek olan ve bu yüzden cari açık veren bir ekonomide yerel para birimini değerli, faizleri de düşük tutmanın iktisat “bilimi” açısından imkansızlığına dikkat çekiyordu. Yazı, aşırı değerli ulusal para ile cari açığın kapanmayacağına vurgu yapıyordu. Prof. Dr. Öner Günçavdı, Ege Cansen’in bu yazısından yola çıkarak kur ve faiz arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Faiz ve Gelir Dağılımı

TÜSİAD’ın Türkiye’de Bireysel Gelir Dağılımı Eşitsizlikleri başlıklı raporu, faiz gelirleri dağılımında eşitsizliğinin arttığına vurgu yapmıştı. Taraf gazetesinden Süleyman Yaşar, rapordaki faiz ve gelir dağılımı ilişkisine dair iddiaları, “TÜSİAD’ın komik faiz raporu” başlıklı yazısıyla eleştirdi. Peki eleştirilerinde ne kadar haklıydı?

Raporun yazarlarından Öner Günçavdı, bu yazıda, Süleyman Yaşar’ın eleştirilerini değerlendiriyor. Faiz politikaları ve gelir dağılımı gibi iki sıcak konuya odaklanan bu yazıyı ilgiyle okuyacağınızdan eminiz. Tabii bu konuları merak ediyorsanız…

Ne De Olsa Uzun Vadede Hepimiz Ölü Değil miyiz?

Umut Akovalı ve Oğuz Tutal bu yazıda, şu can alıcı soruları soruyor: Başbakan’ın ısrarına rağmen, merkez bankasının faizi yüksek tutma konusundaki katı tutumunun nedeni nedir? Ülkenin para politikasını yöneten, bağımsızlığının korunması koşuluyla devletin diğer kurumları ile koordinasyon içinde hareket etmesi gereken bir kurum, nasıl olur da devleti yönetenlere ve onun aygıtlarına karşı tutum takınmış olabilir? Merkez bankası yönetimi hangi koşullar altında Başbakan’ın ekonomi başdanışmanı tarafından yeni Türkiye’ye inanmayanlar şeklinde eleştirilmeyi göze almış olabilir?